Öncelikle feminizm erkek düşmanlığı demek değildir. Korkmayın hiçbirimiz düşman değiliz. Hiçbirimiz cadı da değiliz...
Evet, Ortaçağ'da gücünden korktuğunuz için 'cadı' olarak adlandırıp yaktığınız kadınlarız biz... Cadı avlarına çıktığınız, şeytanla iş birliği yapmakla suçladığınız kadınlarız... Çağlar boyunca doğaüstü güçlere sahip olduğumuzu sandığınız kadınlarız...
Yalan değil, doğaüstü güçlerimiz yok değil. Ama sandığınız gibi büyüler yapmıyoruz, cadı da değiliz, kendi ayakları üstünde durabilen güçlü kadınlarız. Gücümüzü kendimizden ve beraber yürüdüğümüz hemcinslerimizden alıyoruz. Bizi destekleyenlerden alıyoruz. Aslına bakarsanız, güçlü olmak zorunda da değiliz.
Kadın kadının düşmanı değil, kadın kadının kurdu da değil. Kabul etmiyoruz.
KADIN KADININ YURDU.
Feminizme geri dönecek olursak, feminizm nedir diye arama motoruna yazdığınızda çıkan sonuç şöyle: XVIII. yüzyılda Fransa'da filozoflar ve kadın yazarlarca ortaya atılan ve savunulan, daha sonraki yüzyıllarda her toplumda yandaş bulan, kadının siyasal ve toplumsal haklar bakımından erkekle eşit olması gerektiğini öne süren ve bunu gerçekleştirmeye çalışan akım.
Burada dikkat edilmesi gereken ifade: "...toplumsal haklar bakımından erkekle eşit olması" Çünkü doğduğumuz andan bu yana biz haklarımızı savunmaya çalışıyoruz. Eril egemenliğin yazdığı tarihte sürekli kendimize yer bulmaya çalışıp, haklarımızı kazanmaya çalışmak zorunda bırakıldık. Seçilmedik bari seçme hakkımız olsun dedik. Haklarımızı erkeklerle eşit düzeye getirmeye çalıştık, çalışıyoruz. Hiçbir erkek kendi hakkını savunmak zorunda kalmadı kendi tarihlerini yazarken. Bir kadınla eşit düzeyde haklara sahip olmak için çabalamadı.
Bizler ise önce insan olduğumuzu, bir birey olduğumuzu kabul ettirmeye çalıştık hep. Sonra da bir kadın olduğumuzu. Daha sonra o işi, bir kadın olarak yapabileceğimizi kanıtlamak zorunda kaldık.
Doğduk, sevilmedik erkek olmadığımız için, bir Y kromozomumuz yok diye. Diri diri gömüldük toprağa. Büyüdük, dövüldük hep sözlerle. Kızlar gülmez, kızlar kahkaha atmaz, kızlar kahve içmez... Bu liste böyle uzayıp gitti hep. Kızların hep bir şeyleri yapamayacağı fısıldandı kulaklarımıza. En çok bizi koruyup kollamak isterken koydular belki de bu engelleri önümüze...
Büyüdük kadın olduk, başka kimseye ihtiyacımızın olmadığını öğrendik, kendi ayaklarımız üzerinde durabilmeyi, dokunduğumuz her şeyi güzelleştirmeyi öğrendik.
Düşüncelerimiz zincire vurulmak istendi, fikirlerimizden asıldık. 21.yüzyıla geldik.
21.yüzyılda alenen bizi yakmıyorsunuz, öldürmüyorsunuz diyemeyeceğim, keşke diyebilsem... Yakıp yıkıyorsunuz, öldürüyorsunuz hala... Kurduğumuz düşleri yarım bırakıyorsunuz. Hayallerimizi yıkıyorsunuz. İdealize ettiğiniz algılara göre davranmamızı istiyorsunuz. Evde hanım hanımcık oturan, yemek yapan, çocuk bakan, evlilik için hazırlık yapan idealize kadından kurtulup artık olağanüstü bir vücuda sahip olan, kılsız, tüysüz, her zaman makyajlı ve bakımlı olan kadınlara evrilmeliyiz gözünüzde. Yarın ise başka bir şeye... Dur durak yok, haddiniz sınırınız yok.
Hiç erkek doktor duydunuz mu siz? Ya da erkek pilot, erkek şoför? Ölürken bile kategorilerimiz farklı; maktul var, bir de biz varız; maktule.
Fakat unuttuğunuz bir şey var, kadın olarak dayatılan hiçbir mükemmellik standardına uymak zorunda değiliz, mükemmel olmak zorunda değiliz. Kadın olarak böyle bir zorunluluğumuz yok. Toplumda kendimizi kabul ettirmek gibi bir çabamız yok. Kendimizi kabul ettirmek için hiç olmadığımız biri gibi davranmamıza gerek yok. Onaylanma ya da sevilmek için, saygı görmek için, adalet ve fırsat eşitliğine sahip olmak için hatta yaşama hakkı gibi en temel hakkımızı elde etmek için herhangi bir şey yapmamıza gerek yok.
Lilith çok haklı. Hani Adem'in ilk karısı ademoğlunun da ilk cadısı olan.. Tarih hep Ademleri, Ademlerin kahramanlıklarını yazdı, peki biz ne yaptık koskoca tarih boyunca? Hep mi hemcinslerimize sardık? Hep Ademler mi güzelleştirdi bu dünyayı? Peki ya biz?
Bir filmde geçiyor: Adem, Ademler, diyor. Aşık olmak yetmez onlar için. Kendini ispatlayacak ya, kadın lazım. Uğruna ölürüm diye kandırabileceği bir kadın. Sonra, çok sevdim öldürdüm, beni sevmiyordu öldürdüm, başkasını sevdi öldürdüm...
İnanın öldürülmediğimizde kadınlar günümüz kutlu olacak.
Belki burada yazdıklarım bazılarınızın kalbini kırabilir. Fakat inanın kalbinizin kırılması, birilerinin sizi takip etmesinden, taciz etmesinden, vücudunuzun objeleştirilmesinden ve hatta bir gün öldürülmenizden daha iyidir.
Mücadele ettiğimiz kadar varız, var olduğumuz sürece de mücadele edeceğiz.
Hayatı seviyoruz. Artık ölmeyelim. Bırakın yaşayalım.
Özgecan için Pınar için Emine için... Hayalleri yarım kalan her kadın için, biz her gün yaşayacağız ve birbirimizi yaşatmak için savaşacağız.



Zor konulara, yumuşacık bakış 🧡
YanıtlaSil💓💓
YanıtlaSil